Türk Dünyası Ortak Platformu - Yesevi Forum

Go Back   Türk Dünyası Ortak Platformu - Yesevi Forum > HER TELDEN > Türk Aile yapısı

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 30-11-2008   #1
ARTAY
Başkan
 
Üyelik tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 771
Standart Giyim tarzımızı ifrata vardıranlar

ATATÜRK'Ü DOĞRU ANLAMAK
"Giyim tarzımızı ifrata vardıranlar, kıyafetlerinde aynen Avrupa kadınını taklit edenler düşünmelidir ki, her milletin kendine mahsus ananesi, kendine mahsus âdetleri, kendine göre millî hususiyetleri vardır.

Hiçbir millet aynen diğer bir milletin mukallidi olmamalıdır. Çünkü böyle bir millet ne taklit ettiği milletin aynı olabilir, ne kendi milliyeti dahilinde kalabilir. Bunun neticesi şüphesiz ki hüsrandır. Bizim örtünme meselesinde nazarı itibara alacağımız şey, bir yandan milletin ruhunu, diğer yandan hayatın icabatını düşünmektir. Örtünmedeki ifrat ve tefritten kurtulmakla bu iki ihtiyacı da temin etmiş olacağız.

Giyim tarzımızda milletin ruhi ihtiyacını tatmin için, İslam ve Türk hayatını başlangıçtan bugüne kadar layıkıyla tetkik ve etrafiyle açıklamamız lazımdır.

Bunu yaparsak görürüz ki, şimdiki giyim tarzımız ve kıyafetimiz onlardan başkadır, lakin onlardan daha iyidir diyemeyiz. Bizim kadın hayatımızda, kadının giyim tarzında yenilik yapmak söz konusu değildir. Milletimize bu hususta yeni şeyleri bellettirmek mecburiyeti karşısında değiliz.

Belki ancak dinimizde, milliyetimizde, tarihimizde zaten mevcut olan beğenilir âdetlere uygunluğu sağlamak mevzubahis olabilir. Biz baslıbaşına ferden her türlü sekilleri tatbik edebilir, kendi zevkimize, kendi arzumuza, kendi terbiye ve seviyemize göre istediğimiz kıyafeti seçebiliriz.

Ancak bütün milletin şayanı kabul göreceği şekilleri, bütün milletin hayatında uygulanması mümkün olan kıyafetleri herhalde genel temayülde aramak ve o şekillerin gerçeklesmesini de genel temayüle uygunlukta görmek lazımdır. Bazı milletlerin zevk alemlerini memleketimizde tatbike kalkmak şüphesiz ki hatadır. Bu yol toplum hayatımızı feyz ve fazilete ulaştırmaz. Eğer kadınlarımız dinin tavsiye ve emrettiği bir kıyafetle, faziletin icap ettirdiği hareket tarzıyla içimizde bulunur; milletin ilim, sanat, içtimaiyat hareketlerine iştirak ederse bu hali, emin olunuz, milletin en mutaassıbı daha takdir etmekten geri duramaz. Bilakis o halin aleyhinde söylenecek sözlere karsı, belki onun müteşebbislerinden daha fazla savunucusu olur." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, 11. Cilt, s. 149-151)

Evet bu yazı Atatürk'ün söylevlerinden biri. Bundan ne anlıyoruz. Atatürk kadınlarımıza kılık ve kıyafette bir zorunluk getirmemiştir. Örf ve adetlerimize uygun giynirken tüm toplumunda benimseyeceği değişiklikleri de yapmamızın gerektiğine vurgu yapmıştır.
O zaman bizler yanlış bilgilendirilmiş oluyoruz bu konuda. Yıllardır kadınlarımız boşu boşuna siyasete alet edilip, birilerine bu yolda malzeme olmuştur.

Bu söylevi okuyuncaya dek bende Deniz Baykal'a müthiş kızıyordum. Fakat söylevi okuyunca gördüm ki Büyük Atatürk kadınlarımıza giyim kuşam konusunda bir kısıtlama getirmemiştir. Tek kısıtlaması bu dini ve milli kıyafetlerin simgeleştirilmemesi yolundadır. Kamu kuruluşlarında ya da okullarda belli kurallara uyulmasının dışında kılık kıyafette hiç bir kısıtlama yoktur. Hatta Atatürk avrupayı tam olarak taklit etmekten kaçınmamızı bile söylemektedir. Bunu da yukarıda ki söylevin son paragrafında çok güzel bir şekilde anlatmıştır.

Peki, biz şimdi neyin kavgasını yapıyoruz. Çağdaşlaşma adına tüm örf ve adetlerimizi rafa kaldırarak, batı emparyalizminin kölesi haline gelen zihniyetin sahipleri olan bizler, Nüfusunun %90 Müslüman olan bir ülkede kadınlarımızın inançları doğrultusunda giyinmlerinde bir sakınca olmadığını hatta bunun gerekli olduğunu vurgulayan Atatürk'e karşı gelmiş olmuyor muyuz.

Aslında Türkiye gerçekten de çok büyük bir uçurumun kenarında beklemektedir. Ufak bir hareketle bu uçuruma düşeceğiz. Maalesef bizi bu uçurumun kenarına getiren ise Atatürk'ü tam olarak anlayamamış olmamızdır. Atatürk'ün ilkelerini, devrimlerini ve devletçilik derken neyi kastetiğini anlayabilsek, bu gün kılık kıyafetmiş, tarikatlarmış, Alevilik miş, sunnülikmiş gibi sorunlarla değilde devletimizi nasıl dünya milletleri arasına sokabiliriz, nasıl halkımızı sosyal ve kültürel açıdan daha zenginleştirebiliriz gibi konuları düşünüyor olurduk.

Nasıl Hıristiyanlar, İncil'i kendi kafalarına göre değiştirip uyguluyorsa, bizde Atatürk'ün devrimlerini zamanın iktidarının oy potansiyeline göre uygulayarak bu günkü içinden çıkılmaz duruma geldik.

Koltuk sevdasına koskoca bir cumhuriyeti, misakı milli sınırlarımızı heba etmek üzereyiz. İşte bizi uçuruma itecek ellerde o koltuk sevdasıyla gözleri kör olmuşların elleridir.
ARTAY isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Hizli Erisim


Tema Tasarimi: BaDaL E-Posta: Yesevi-Posta Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd. Yesevi Forum